Ana Sayfa

Hakkımızda

Kitaplarımız

Yazarlarımız

Etkinlikler

Basından - Söyleşiler

İletişim

 

 

 

 
 

 

Yeni Şafak Gazetesi (03 Kasım 2009)

Ve sonra tarih kalemi eline aldı

Genç yazar Cem Kalender'in 2007 yılı Ahmet Hamdi Tanpınar Roman ödülünü alan “Klan” adlı romanı okuyucuyla buluştu. İlgi çekici kurgusuyla okuyucuyu içine çeken romanda, birçok yazara özellikle de postmodern yazıtlara oldukça profesyonel göndermeler yapılıyor  


 
debiyat dünyasının ağır toplarından Hilmi Yavuz, Füsün Akatlı, Latife Tekin gibi isimlerin seçici kurulda bulunduğu Ahmet Hamdi Tanpınar roman yarışmada Cem Kalender'in 115 eser arasında birincilik ödülüne layık görülen “Klan” isimli romanı Kavis Yayınları'ndan çıktı. Kitabın arka kapağında Hilmi Yavu;'Oğuz Atay romanının açtığı derin mecradan akan 'Klan', postmodern anlatının metinlerarasılık dahil, bütün imkânlarını en kuşatıcı bir biçimde başarıyla kullanıyor' derken, Latife Tekin ise şunları söylüyor: 'Kitap daha ilk cümlede iddiasını açık ediyor. 'Ve sonra tarih kalemi eline aldı, ' diyerek akmaya başlıyor. Akış tek bir koldan tek bir mecradan olmuyor. Birçok kanaldan süren akış ana kaynağa yaklaştıkça debisini yükseltiyor. Taklit ve gereksiz tekrar tuzağına düşmeden, Joyce, Proust, Musil, Kafka, Oğuz Atay gibi kült yazarları kitaba misafir ediyor ve onların ruhlarını incitmeden onlarla göz temasına geçiyor.'

Cem Kalender'in romanı Klan, post modern bir metin ve okunması biraz zahmetli. Okuyucu kitabı okurken dikkatini diri tutmak zorunda. Alt metinler üst metinler iç içe geçmiş. Göndermeler oldukça fazla. Birçok romana, filme, tarihi figürlere göndermeler yapılmış. Mesele romanın ana karakterlerinden Işık Kutlu'ya terapi için gelen doktorların adı Doktor Joyce, Doktor Proust, Doktor Musil. Işık Kutlu'nun yakalandığı hastalık ise fazla abur cubur okumak ve buna bağlı olarak zihin debisinin yükselmesi.

Kitap, İsa'nın havarileriyle yediği son akşam yemeğiyle başlar. Kahramanımız Işık Kutlu, İsa'nın sofrasında kendini efendisine ihanet eden Yahuda kılığında görür. İlk bakışta İsa ve İncil vurgusu yapıldığı sanılabilir ama ayrıntılara dikkat edildiğinde bunun böyle olmadığı çabucak anlaşılır.'Evet evet! Olay Milano Santa Maria Delle Grazie Manastırının rahiplerinin yemek yedikleri dörtgen salonun bir duvarındaki tabloda geçiyordu.' Olayın duvardaki tabloda geçmesinde anlıyoruz ki Da Vinci'in Son Akşam Yemeği Tablosuna gönderme yapılmış. Romanda buna benzer göndermeler oldukça fazla.

IŞIK KUTLU'NUN KARMAŞIK DÜNYASI

Romanda, olaylar her ne kadar Işık Kutlu'nun etrafında gelişiyor gibi gözükse de Işık Kutlu çoğu yerde bir izleyici, bir anlatıcıdan öteye geçemez. Işık Kutlu istikrarsız ve zayıf karakterlidir. Tek başına bir hiç olduğunu, ayakta kalabilmesi için bir grubun içinde yaşaması gerektiğini düşünmektedir. Bunun için klan hayatları çok önemser ve mutlaka bu hayatların içine dalar. Ama uzun süreli ilişkiler yürütmesi imkânsız olduğundan ansızın ortaladıklardan kaybolur. O okuduğu kitaplarla, izlediği filmlerle ve örnek aldığı tarihi figürlerle ilintilidir hep. Şimdiki zamanı hiç yaşayamaz. Kalender, romanını bir üst kurmaca etrafına eklemli parça parça alt kurmacalardan oluşmuş sağlam bir metin olarak okuyucuya sunuyor.

 

    Copyright (C) 2009, Fedai Çakır