Ana Sayfa

Hakkımızda

Kitaplarımız

Yazarlarımız

Etkinlikler

Basından - Söyleşiler

İletişim

 

 

 

 
 

 

Mehmet Çelik, Vatan Kitap, 19 Ağustos 2009

Bitmeyen Yüzyılın Şiirii


 

Bitmeyen yüzyılın şiiri

Öner Ciravoğlu’nun “Bitmeyen Yüzyıl” adını taşıyan kitabındaki şiirlerini kendi içindeki gerilimini ilk başta hissettirmeyen tadına ağır ağır varılan kuzeyli bestecilerin eserlerine, benzetmek mümkün… Aynı şiiri defalarca okumak bu yüzden okuru hiç bunaltmıyor.

Şairlerin bir insanın ömrünü anlatması, bir zamanı görmüş olup da onu sonraki kuşaklara, o zamanları görmeyenlere, aynı şeyleri yaşamayanlara, o kimi zaman sevinç dolu yahut kırık dökük de olsa teneffüs edilen havayı göstermek istemesi aslında kederli bir şarkıyı dinlemeye benziyor. Demek istediğim şiir okurlarının gayet iyi bildiği gibi her şiirin de kendi müziği olduğundan hareketle, Öner Ciravoğlu’nun şiirlerini kuzeyli bestecilerin (kendi içinde bir gerilimi ve endişeyi barındırsa da bunu ilk başta hissettirmeyen) ağır ağır tadına varılan eserlerine benzetmek mümkün, aynı şiiri defalarca okumak da bu yüzden hiç bunaltmıyor.

AKIP GİDEN ZAMANA AĞIT

20. yüzyılın yarısına tam 2 yıl kala doğmuş olan Öner Ciravoğlu’nun 1995 yılında çıkan ilk şiir kitabından yıllar sonra “Bitmeyen Yüzyıl” isimli yeni şiir kitabı raflardaki yerini aldı. Kitapta toplam yedi adet şiir var. Ancak bu yedi şiire geçmeden önce bir cümle karşılıyor okuyanı: “Yirminci yüzyılın tüm sevgililerine…” Sadece bu sözcükler bile bir fikir veriyor aslında.

Kitaptaki şiirlere gelince sadece zaman üzerine değil daha da çok insan üzerine, şairin yaşadığı dönemi hiç abartmadan aktarma kaygısıyla yazılmış. Gözleri kulakları ezerek değil, bazen acı acı gülümseterek, bazen her okuyanın kendi serüvenini, kendi şiirini yazmaya dahi kışkırtan bir üslup ile hiç gürültü çıkarmadan okunan ve akıp giden zamana bir ağıt gibi duran şiirler bunlar. Bir yerde, Ciravoğlu, “Okul yolları ne çabuk tükenirdi / Yeni alınmış bir saat, urbalar / Bir kuş yavrusu gibi koynumuza girerdi” diye özlemle andığı zamanları, bir başka şiirde, “Günlerce aç kaldın / Sabahı bekledin” diyerek yaşanan yoksulluğu, “Etlerim sökülüp dikildi / Tırnaklarım saçlarım” diye acıyı da yazıyor.

BÜYÜYEN ŞİİRLER

Aynı zamanda büyüyen şiirler bunlar, kitaptaki şiirlerin hepsi bağımsız okunabildiği gibi tek bir şiirin bölümleri olarak okunabilir. Şiir de böylece büyüyor, anlatılanlar da… Sonra yine şair büyüdüğü yüzyılın ardından bir başkasını yaşayan “mavi gözlü bir çocuğu” anlatarak bitiriyor kitabı. İnsanın bitmeyen yüzyılına geliyoruz böylece, kitabın başına dönüyorum burada, bir umutsuzluğu, korunmasızlığı işaret ederken, unutulmayan zamanlardan günümüze gelirken bir yerde 20. yüzyılın tarihini anlatmış oluyor.

Bu insanlık tarihinin yüzlerce yıl boyunca yaşadığı pek çok gelişmeyi ve acıyı yeniden yeniden yaşayıp içinde barındıran 100 koca yıl, iki dünya savaşının her biri trajedi olan milyonlarca kayıp hayatın, çiçek çocuklarının, müziğin, devrimin, ekonomik krizlerin ağırlaştırdığı yüzyıl, acının da özgürlüğün de yaşandığı bir yüzyıl, herkesin kendi yüzyılı gibi, bitecek bir yerde düşünürken, bir başkasının da yaşamış olduğu, zamanın katman katman değil de yekpare olduğunu iddia edersek hiç bitmediği bir yüzyıl…

Son olarak kitabın gözleri yormayan kâğıdı çok güzel, hurufatın büyüklüğü ise yerinde, kapak dahil genel olarak ölçülü ve özenli olduğunu söylemeden gerçek olmaz.

 

    Copyright (C) 2009, Fedai Çakır