|
Bitmeyen yüzyılın şiiri
Öner Ciravoğlunun Bitmeyen Yüzyıl adını
taşıyan kitabındaki şiirlerini kendi içindeki gerilimini ilk başta
hissettirmeyen tadına ağır ağır varılan kuzeyli bestecilerin
eserlerine, benzetmek mümkün
Aynı şiiri defalarca okumak bu yüzden
okuru hiç bunaltmıyor.
Şairlerin bir insanın ömrünü anlatması, bir
zamanı görmüş olup da onu sonraki kuşaklara, o zamanları
görmeyenlere, aynı şeyleri yaşamayanlara, o kimi zaman sevinç dolu
yahut kırık dökük de olsa teneffüs edilen havayı göstermek istemesi
aslında kederli bir şarkıyı dinlemeye benziyor. Demek istediğim şiir
okurlarının gayet iyi bildiği gibi her şiirin de kendi müziği
olduğundan hareketle, Öner Ciravoğlunun şiirlerini kuzeyli
bestecilerin (kendi içinde bir gerilimi ve endişeyi barındırsa da
bunu ilk başta hissettirmeyen) ağır ağır tadına varılan eserlerine
benzetmek mümkün, aynı şiiri defalarca okumak da bu yüzden hiç
bunaltmıyor.
AKIP GİDEN ZAMANA AĞIT
20. yüzyılın yarısına tam 2 yıl kala doğmuş
olan Öner Ciravoğlunun 1995 yılında çıkan ilk şiir kitabından
yıllar sonra Bitmeyen Yüzyıl isimli yeni şiir kitabı raflardaki
yerini aldı. Kitapta toplam yedi adet şiir var. Ancak bu yedi şiire
geçmeden önce bir cümle karşılıyor okuyanı: Yirminci yüzyılın tüm
sevgililerine
Sadece bu sözcükler bile bir fikir veriyor aslında.
Kitaptaki şiirlere gelince sadece zaman üzerine
değil daha da çok insan üzerine, şairin yaşadığı dönemi hiç
abartmadan aktarma kaygısıyla yazılmış. Gözleri kulakları ezerek
değil, bazen acı acı gülümseterek, bazen her okuyanın kendi
serüvenini, kendi şiirini yazmaya dahi kışkırtan bir üslup ile hiç
gürültü çıkarmadan okunan ve akıp giden zamana bir ağıt gibi duran
şiirler bunlar. Bir yerde, Ciravoğlu, Okul yolları ne çabuk
tükenirdi / Yeni alınmış bir saat, urbalar / Bir kuş yavrusu gibi
koynumuza girerdi diye özlemle andığı zamanları, bir başka şiirde,
Günlerce aç kaldın / Sabahı bekledin diyerek yaşanan yoksulluğu,
Etlerim sökülüp dikildi / Tırnaklarım saçlarım diye acıyı da
yazıyor.
BÜYÜYEN ŞİİRLER
Aynı zamanda büyüyen şiirler bunlar, kitaptaki
şiirlerin hepsi bağımsız okunabildiği gibi tek bir şiirin bölümleri
olarak okunabilir. Şiir de böylece büyüyor, anlatılanlar da
Sonra
yine şair büyüdüğü yüzyılın ardından bir başkasını yaşayan mavi
gözlü bir çocuğu anlatarak bitiriyor kitabı. İnsanın bitmeyen
yüzyılına geliyoruz böylece, kitabın başına dönüyorum burada, bir
umutsuzluğu, korunmasızlığı işaret ederken, unutulmayan zamanlardan
günümüze gelirken bir yerde 20. yüzyılın tarihini anlatmış oluyor.
Bu insanlık tarihinin yüzlerce yıl boyunca
yaşadığı pek çok gelişmeyi ve acıyı yeniden yeniden yaşayıp içinde
barındıran 100 koca yıl, iki dünya savaşının her biri trajedi olan
milyonlarca kayıp hayatın, çiçek çocuklarının, müziğin, devrimin,
ekonomik krizlerin ağırlaştırdığı yüzyıl, acının da özgürlüğün de
yaşandığı bir yüzyıl, herkesin kendi yüzyılı gibi, bitecek bir yerde
düşünürken, bir başkasının da yaşamış olduğu, zamanın katman katman
değil de yekpare olduğunu iddia edersek hiç bitmediği bir yüzyıl
Son olarak kitabın gözleri yormayan kâğıdı çok
güzel, hurufatın büyüklüğü ise yerinde, kapak dahil genel olarak
ölçülü ve özenli olduğunu söylemeden gerçek olmaz. |