|
Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülü alan Cem Kalender ile Everest İlk
Roman Ödülünü kazanan Hamide Gönenin ilk romanlarının ilginç
hikayeleri var Son yıllarda Türk romancılığına yeni
isimler katılıyor. 70 ve 80lerdeki ağırlıklarını hissettirmeseler
de ödül ve yarışmalar yeni edebiyatçıları tanımamıza kısmen de olsa
vesile oluyor. Elbette ödül almak, romanın basılmasının garantisi
değil. Bu bağlamda Cem Kalenderin Klanı, ödül aldığı 2007 yılından
iki yıl sonra Kavis Kitap tarafından okuyucuyla buluşturulabildi.
Ancak Hamide Gönen bu konuda daha şanslı. 2009 Everest Yayınları İlk
Roman Yarışmasını kazanan Gönenin kitabı, fuara yetiştirildi. Bu
ilk romanının yayınlayan edebiyatçı açısından büyük bir şans.
Söz verip yazar olmuş
Bu yılın Everest Yayınları İlk Roman Yarışması ödülü, Cemil
Kavukçu, Semih Gümüş, Müge İplikçi, Erendiz Atasü ve İnci Araldan
oluşan seçici kurul tarafından Hamide Gönenin Tu Ağacı adlı
romanına verildi.
Bakımını üstlendiği ve annesi yerine koyduğu 93 yaşındaki yaşlı
kadın, vefat ederken Hamide Gönenden Muhakkak kitaplar yazacak ve
sen de bir yazar olacaksın sözünü almış. Ama yaşlı kadın bir de
şart koşmuş: Ama bana anlattığın gibi yazacaksın!
Evlilik, çocuklar ve bilgisayar programcılığı gibi insanın
neredeyse 24 saatini kapsayan bir mesleği bir arada yürütürken bir
yandan da söz verdiği üzre yazarlık uğraşı içinde bulmuş kendisini
Hamide Gönen. O hırsın en oylumlu ürünü, fuarla birlikte okuruyla
buluşuyor. Tu Ağacının yazarı, yazarak hayatı ne kadar yakalamış,
anlatırken gücünü hissettirdiği dilini yazarken ne kadar
kullanabildiğini jüri başarılı bulsa da sonuçta değerini okurları
belirleyecek.
Ödüllü hikayeleri de bulunan yazara ödülü, fuarın ilk günü
Everest Yayınları standında düzenlenecek törenle takdim edilecek.
Yavuzun referansı yetmedi
Bir diğer ödüllü yazar da Klan adlı romanı ile Yeni bir Oğuz
Atay geliyor dedirten Cem Kalender. 2007de Ahmet Hamdi Tanpınar
Roman Ödülünü kazanan Kalender, kitabının yayınlanma öyküsünün
başlı başına bir roman konusu olduğunu söyleyor ve şunları söylüyor:
Yarışmayı düzenleyen kurum sözleşme gereği bir baskı yapmıştı.
Ama öyle bir baskıydı ki kitabın bir isminin olduğu ve onuyazan bir
yazarın olduğu ilk on sayfada anlaşılmıyordu. Editoryal olarak
hiçbir emekverilmemiş, ortaya bir ucube çıkmıştı. Kitabımı hatırı
sayılır bir yayınevinde yayınlatmak için kolları sıvadım. Neticede
kitap ödüllüydü ve 115 eser arasında birinci olmuştu. Ki seçici
kurulda Hilmi Yavuz, Latife Tekin, Füsun Akatlı gibi Türk
edebiyatının ağır topları vardı. Bu benim için çok iyi bir
referanstı. Ama olmadı. Kitap İletişim Yayınlarında altı aydan
fazla bir süre bekledi. Sonuç olumsuzdu. Sonra diğer yayınevlerinin
kapısını çaldım. Hepsi nazik bir üslupla reddetti. Hilmi Yavuzun
telefonda Doğan Hızlana Bu çocuğa sahip çıkarsanız TürkEdebiyatı
ikinci bir Oğuz Atay kazanır dediğini Hilmi Hocanın asistanı
söylemişti bana. Ama sonunda Latife Tekinin vasıtasıyla Kavis Kitap
kitabı basmayı kabul etti.
Kalender, Kafkadan borç aldığı tabirle, uykunun yarı
halindeliğinde yazdığı kitabı hakkında yeni bir Oğuz Atay
benzetmesinin farklı yönleri bulunduğunu söylüyor. Oğuz Atay
okurluğuna takılıp kalmasının yazarlığını 10 yıl geciktirdiğini
vurgulayan Kalender Oğuz Atayı tanımamış olsaydım bu kitap belki
on yıl önce çıkardı diyerek benzetmenin tuhaf bir boyutunu gözler
önüne seriyor.
SONER CAN |