Ana Sayfa

Hakkımızda

Kitaplarımız

Yazarlarımız

Etkinlikler

Basından - Söyleşiler

İletişim

 

 

 

 
 

 

 Adnan Binyazar'ın Paris Bir Yanlızlıktır ve yayınevimiz için Cumhuriyet gazetesi Pazar eki'inde yazdıkları  (22 Kasım 2009)

HABERİ OKUMAK İÇİN RESMİ TIKLAYINIZ..


 

Yalnızlığı yaşamak

Feridun Andaç’ın Paris Bir Yalnızlıktır adlı anlatısını okurken Yahya Kemal Beyatlı’nın “Açık Deniz” şiirinden dizeler üşüştü belleğime. “Duydum akıncı cedlerimin ihtirasını”, “Her yaz, asırlarca şimale doğru bir koşu…”, “Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü”, “Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi”… dizeleri üzerinde pek durmadım.

Her anımsayışta beni duyarlık sarsıntılarına uğratan “Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum; / Her lahza bir alev gibi hasretti duyduğum” dizelerine gelince durdum. İçimde özlem rüzgârları estiren dize ise, onun ardından gelen “Aldım Rakofça kırlarının hür havasını”dır. İçimin yarası bu dizede kanar. “Şekvanı dinledim, ezeli muztarip deniz! / Duydum ki ruhumuzla bu gurbette sendeniz” ikiliğine sıra geldi mi, anlarım ki o yara hep kanayacaktır. “Eylül Sonu”ndaki “Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor; / Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor” dizelerinin bile artık bu yaraya merhem olmayacağını bilirim.

İçimizde iyimserliğe ya da kötümserliğe yönelen dalgalanmaların kesinlikle bir nedeni vardır. Andaç’ın, “Benim gezginliğim biraz da acının kutsanmasını içerir” tümcesiyle karşılaşmasaydım, sabahın bu kör saatinde bu dizelerin ne işi olurdu düşlemimde?..

Ernest Hemingway’in ölümünden sonra bulunan elyazmaları “Paris Bir Şenliktir” adıyla yayımlandı. Hemigway, kitapta Paris’te geçen “şenlikli” günlerini anlatır. Feridun Andaç, bu addan esinlenerek, deneme-anlatılarına “Paris Bir Yalnızlıktır” adını vermiş olmalı…

Andaç, kitabının her imgesinde, sanatçı yorumlarında şenlik içinde yalnızlığı yaşıyor. Beni Paris’in “şenlikli” dünyasından koparıp, Yahya Kemal’in dizelerindeki hüzünlü havaya sokan da onun şu sözleri:

“Yönümü dönüp sözün arayışına veriyorum kendimi. Bir an, Paris göğünden uzaklaşıyorum. Taşla tenin buluştuğu mekânların içlerinde kayboluyorum dersem yeri. / Yazının içinden bakılan bir kent olmaktan çıkıyor Paris o zaman benim için. / Genişlik ve derinlik, gökyüzünün ışığını, rengini içine alan pencereler; oda içleri, kapı aralıkları, sofalar, merdiven kıvrımları, dış kapı alınlığında yer eden yazılar… / Kendi halinde yaşamayı seçmişseniz, Paris size kucak açar. Çünkü incinen yanınızı göstermeden yaşayabileceğiniz bir kent, sizi her an korumasına alacakmış gibi durur karşınızda.”

Yahya Kemal’inki “tantanalı yalnızlık”, Andaç’ınki “sığınış yalnızlığı”… Her şey mekânı, nesneleri duyumsayıp algılama zamanına bağlı. Kimi tantana içinde yaşar zamanı, kimi sessiz soluksuz… Şu da var; birinin tantanalı yaşadığını, bir başkası pekâlâ içe kapanık yaşayabilir.

İyi ki öyle; yoksa benzer nesneler arasında boğulup kalmaz mıydı şu dar yürekli insancıklar?..

Andaç, Paris’e bakışında objektif dolaştırmıyor, ince tınılı diliyle nesneleri duyumsatmayı yeğliyor. Paris’in sokaklarını, yapılarını, sanatçılarını gözle algılayamıyorsunuz, onun içe işleyen hüznünü duyuyorsunuz…

“Paris Bir Yalnızlıktır” Kavis Yayınları arasında çıktı. Her yaştan yazara yönelirken edebiyat beğenisini önde tutuyor Kavis. Pazar anlayışının değerleri allak bullak ettiği bir dönemde yayınevinin böyle ayrıcalıklı bir yanı var. Kitapların dış görünümüne de aşırı özen gösteriliyor.

 

Cumhuriyet Pazar, 22 Kasım 2009

Adnan Binyazar

 

 

    Copyright (C) 2009, Fedai Çakır