| |
Hikmet ÇETİNKAYA -i (25.04.2009)
Oh Rahatladım...
Ne olur ne olmaz diye kitaplığımda düzenlemeler yaptım....
Önce kitaplarımın listesini çıkardım...
Atatürkün Nutkundan başlayıp Fazıl Sayın CDlerini ortadan kaldırdım...
Susurlukla ilgili yedi sekiz kitap vardı, onları bir torba bulup içine
koydum. TBMM Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu
Raporunu sakladım.
Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Sait Faik, Samim Kocagöz, Aziz Nesin ve Yaşar
Kemal kitaplarını ne yapacaktım?
Uzun uzun düşündüm!
Birden aklıma bahçeye gömmek geldi.
Salonun penceresinden dışarıya baktım.
Yağmur yağıyordu...
Kitapları poşetlere doldurup bahçeye çıktım.
Elimde ne kazma ne de kürek vardı.
Yağmur altında ellerimle toprağı kazmaya başladım...
Yağmurdan yumuşamıştı toprak.
İki saat içinde bir çukur kazdım ve poşetleri çukura gömüp üstünü örttüm.
Rahatlamıştım...
Eve döndüğümde düşünmeye başladım...
Birden aklıma geldi...
Uğur Mumcunun tüm kitapları vardı...
Hemen onları da kitaplıktan aldım...
En tehlikeli olanları seçmeye başladım.
Önce Papa-Mafya-Ağca kitabını buldum, ardından da Rabıtayı.
Çok kızdım kendime...
Bahçede çukuru kapatmıştım...
Şimdi ne yapacaktım?
***
Saat gece yarısını çoktan geçmişti ve ben korku içinde hâlâ ayaktaydım.
Bir kahve yaptım kendime.
Sonra kara kara düşünmeye başladım...
Sokratesin Savunması ve Georgi Dimidrovun Günlüğü...
Yerimden kalkıp odaya geçtim...
İki kitabı da elimle koymuş gibi buldum.
Acaba bunları nereye saklayabilirdim.
Bu sırada banyoya girdim...
Aynada yüzüme baktım.
Ellerim ve yüzüm çamur içindeydi.
Birden ürktüm!
Hemen duş aldım...
Bu arada gözüm banyonun duvarındaki küçük pencereye kaydı.
Bir çığlık attım:
Yaşasın buldum!
Bahçeye inmeme gerek yoktu.
O pencere boşluğa açılıyordu ve tüm kitaplarımı oradan aşağıya
atabilirdim.
Öyle yaptım...
Ne bulduysam attım.
Bu arada Merdan Yanardağın hazırladığı Ergenekon ve Sosyalistler
kitabı (Siyah Beyaz Yayınları) elime geçmişti.
Merdan Yanardağ Ergenekon davası sanıklarından değil miydi?
Evet öyleydi!
Kitabın kapağına baktım...
Aydemir Güler, Ertuğrul Kürkçü, Ömer Laçiner, Sungur Savran, Mahir Sayın,
Levent Tüzel, Merdan Yanardağ, Ergin Yıldızoğlu ve Haluk Yurtseverin
yazılarından oluşan tartışma dosyası kitabını masanın üzerine koydum.
Merdan Yanardağın da değindiği gibi Deniz Gezmiş ve tüm devrimci
kuşağın neredeyse Ergenekoncu ilan edildiği insafsız ve küstah
saldırıdan etkilenip korkmuştum.
Çünkü ben de bir 68liydim... ***
Acımasız bir saldırı sürüyordu...
Kendilerini liberal olarak tanımlayan İkinci Cumhuriyetçiler, dinciler
ve tarikatçılar solu demokrasi sınavına çekip tümümüze
çeteci-darbeci yaftası yapıştırıyorlardı.
Sosyalist hareket bir kuşatma ve karalama altındaydı.
Ülkemin aydınlık, onurlu, laik, demokrat, Cumhuriyetçi ve gerçek
Atatürkçü insanları da saldırıya uğruyordu.
Merdan Yanardağın da altını çizdiği gibi, üstelik bu tartışma genel
olarak sol demokrasi için AKPyi desteklemek ya da darbeci-çeteci
olmak gibi iki yanlış seçenekten birine mahkûm edilmek isteniyordu.
Sınıf mücadelesini savunanlar; siyasal İslamın Türkiyeye dayatıldığını
görenler; Fethullahçıların din eksenli siyaset yaptığını öne sürenler;
emperyalizme karşı çıkanlar; laikliği ve aydınlanma devrimini savunanlar
darbeci-çeteciydi.
Ben tüm bunları yapıyordum ve sanırım korkmakta(!) haklıydım. ***
Kitaplığımdaki tüm kitaplarımı attım... İlhan Selçuk, Ahmet Taner
Kışlalı, Yalçın Küçük, Mustafa Balbay ve Erol Manisalının kitaplarını
ise yaktım.
Kitaplığımda sadece Said-i Nursinin ve Fethullah Gülenin kitapları var...
Artık bana kimse dokunamaz (!).
Elimde ise Maksim Gorkinin Halkın İçinde (Kavis Yayıncılık) romanı
var, onu okuyorum üçüncü kez...
Bir devrim örgütlenmesinin, Rus işçi sınıfının, köylülerin öyküsü...
Devrime adanmış hiç eskimeyecek bir yapıt, Mustafa Balelin unutulmaz
çevirisiyle...
İçim rahat, huzurluyum!.. |
|