|
01/05/2009
Gorki, 'Halkın İçinde' adlı eserinde devrim öncesi
halkın ayaklanış ve uyanış öyküsünü anlatır. Genelde birinci tekil
şahısta, kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazmasına rağmen klasik
gerçekçilik akımına sadık olarak, çok nesnel bir anlatım kullanır.
Tanıdığı insanları, gördüğü şiddet ve haksızlığı roman içinde
duygusallıktan uzak olarak ele alır
ASUMAN KAFAOĞLU
Yetmişli yıllarda Türkiyede kütüphanesi olan evlerin büyük bir
çoğunluğunda Maksim Gorkinin Ana romanının eskimiş bir cildi
dururdu. Bazı yazarlar bir tek eserleriyle özdeşleşirler, sanırım o
yıllarda Gorki de Ana ile tanınan bir yazardı. Bugün aklımda kalan,
romandan çok Bertolt Brechtin bu romana gönderme yapan piyesi.
Geçen hafta Maksim Gorkinin daha önce basıldığını hatırlamadığım
Halkın İçinde romanı, yazarı yıllar sonra yeniden okuma fırsatı
verdi.
Gorki, küçük yaşta babasını kaybetti, ardından dayak ve sefaletin
bol olduğu dedesinin evine gönderildi. Onu okula yollamayan dedesi
daha on yaşında bile değilken çalışmasını eve para getirmesini talep
etti. Girdiği işlerde de zalim patronlardan çok çekti. Nihayet on
sekiz yaşına geldiğinde evden kaçtı; yirmi bir yaşında da intihara
teşebbüs etti. Bu yıllar içinde okumaya merak saldı. Yazmaya
başlamasıyla sonunda hayatı düzene girdi. Yine de acı anlamına
gelen Gorki soyadını edindi, kuşkusuz acılarla dolu çocukluk
yıllarının izini tüm hayatı boyunca taşıyacağını biliyordu.
Gorkinin hikâye ve romanlarının en belirleyici özelliği, hayal
yerine yaşanmışlıktan beslenmeleridir. Genç yaşta evden ayrıldığında
birkaç yıl süreyle Kafkaslarda ve Güney Rusyada çeşitli işlerde
çalışarak maceralı bir dönem geçiren yazar, bu yıllarda tanıştığı
fahişeleri, yoksulları ve toplumun en alt tabakasında yer alanların
hikâyelerini eserlerine taşımıştı. Gorki okumak, bir bakıma bir
dönem halklarının en acı çeken sınıflarını tanıtır okura. Yazdığı
her şeyi görmüş ve yaşamış olması, içerden bir tanımışlık verir ona.
Gorki eserlerinde devrim öncesi halkın uyanış hikâyelerini anlatır.
Daha sonra Stalin tarafından Sovyet Yazarlar Birliğinin
başkanlığına getirildiğinde, Sosyalist Gerçekçilik akımının da
öncülüğünü yaptı. Halkın İçinde sosyalist gerçekçiliğin iyi bir
örneği olarak incelenebilir çünkü akımın en temel özelliklerini
taşıyor. Sosyalist gerçekçilik dendiğinde ilk akla gelen, gelenek
dışı yeni bir form arayışıdır. Bu akımın sanatçıları, plastik
sanatlarda yapısalcılık, şiirde ise avantgard ve yenilikçi bir tavır
benimsemişti. 1932de sosyalist gerçekçilik, devletin resmi sanat
politikası olarak ilan edilmişti. Bu durumdan dönemin çoğu yazarı
hoşnut değildi, eserleri baskı altında tutuluyor, çok katı bir
sansürle karşılaşıyorlardı. Bu konudaki sertlik ilk kez 1954de
kırılmaya başladı; daha sonra 1980lerde Gorbaçovun glasnot
politikalarıyla gücü azaldı. Bu demektir ki, yüzyılın büyük bir
bölümünde Sovyet yazarlarının uyması gereken bir akım olarak gücünü
korudu.
Devrimci ruhu yaymak
Sosyalist gerçekçilik her şeyden önce proletaryanın anlayacağı dilde
yazılmalı, toplumun her kesimine hitap etmeli ve her şeyden önemlisi
sıradan halkın gündelik yaşamına dair olmalıydı. Gerçekçi akıma
bağlılığı da, metafordan uzak, temsili anlatıma ağırlık vermesinde
yatıyordu. Fakat tüm bunlardan daha önemli olan bir öğesi partizan
görüşlerin ve devlet politikalarını destekler nitelikte olmasıydı.
Gorki romanlarında bu öğelere neredeyse tamamen uydu. Halkın İçinde
adlı eserinde de devrim öncesi halkın ayaklanış ve uyanış öyküsünü
anlatır. Genelde birinci tekil şahısta, kendi deneyimlerinden yola
çıkarak yazmasına rağmen Gorki klasik gerçekçilik akımına sadık
olarak, çok nesnel bir anlatım kullanır. Tanıdığı insanları, gördüğü
şiddet ve haksızlığı roman içinde duygusallıktan uzak olarak ele
alır. Doğa anlatımlarında da bakışı son derece nesneldir. Doğayı
yaşam koşullarının ağırlığı altında anlatır. Nesnel bakışı neredeyse
anlatısının amacı haline getirir. Hep belli bir mesafede durarak,
bir gazetecinin rapor etmesi gibi dile gelir halk öyküleri onun
eserlerinde.
Halkın İçindeyi okurken Gorkinin olayları ve kahramanlıkları
yüceltmeden anlatması beni şaşırttı. Anadan aklımda kalan daha
yüceltilmiş bir devrim kahramanlığıydı, oysa bu romanda
kahramanlarında zayıflıklarına değinen bir anlatı buldum. Kuşkusuz
anlattığı insanlar korkusuz ve güçlü fakat yaşamı tüm çirkinliğiyle
vermekten de kaçınmamış yazar.
Roman, İgor Petroviç adında bir gencin küçük bir köye gelmesiyle
başlar. Propaganda amacıyla, köylüleri eğitmek için Yukarı Yuvalar
köyüne gönderilmiştim sözleriyle başlar anlatmaya. Burada kendine
yakın, zaten onun gelmesini bekleyen birkaç devrimci daha vardır.
Birlikte kitap okuma seansları düzenler ve plan yapmaya başlarlar.
Önlerindeki tek engel halkın cehaleti değildir, burada aynı zamanda
güçlü düşmanlar vardır. İgor Petroviçin amacı, köy halkını
uyandırmak, devrimci ruhu yaymaktır. Fakat Gorkinin köylüsü
masallarda anlatılan köylülere benzemez, çok gerçektir: hep şikâyet
eder, kendi çıkarlarını her şeyden önce tutar. Özellikle sekizinci
bölümde bir araya gelen köylülerin konuşmalarını aktardığı satırlar,
bir kurgu içinde görmeye alışık olmadığımız denli gerçek
anlatılmıştır. Önemsiz konularda bazen zırvalayan köylülerin yanı
sıra bazen de Mutsuzluk güçlülerin okuludur gibi çok bilgece
sözler duyarız köylülerden.
Aynı kadına âşık iki adam
Romandaki en önemli karakterlerden biri Varvara, aynı zamanda güzel
ve zarif bir kadındır. Roman kahramanı İgor Petroviç de ondan
hoşlanır. Kocası hapis yatan Varvara yalnız olduğu için köydeki
diğer erkeklerin de ilgisini çeker. Geçimini temizlik ve dikişle
kazanan kadın, dürüst ve çalışkan biri olarak anlatılır. İgorun
Varvarayla birlikte olmaya başlamasıyla konu devrimcilikten bir
kadına sahip olmaya kayar. Zıt politik görüşlere sahip olmanın
ötesinde aynı kadına ilgi duyan iki erkek arasındaki karşıtlık artar.
Gorki, Varvarayı ilk başta güzelliğini öne çıkararak anlatır. Roman
kahramanı İgor da onun güzelliğinden etkilenmiştir. Fakat konunun bu
noktasında Gorki ilişkiye duygusal açıdan yaklaşmaz. İgor devrimci
bir erkek portresi olarak çizildiğinden, kendini duygularına
kaptırmaz. Aslında Gorkinin bu ilişkiyi anlattığı satırlar hem çok
tanıdık hem de saflıkla anlatıldığından hoş geldi. İgor Varvaraya
âşık olur ama ancak kadın kitap okumaya ve devrimci ideallerini
paylaşmaya başlayınca duyguları rahatlar.
Gorkiyi ve özellikle sosyalist gerçekçilik akımını tanımak
isteyenler için güzel bir kitap Halkın İçinde. Kurgusal açıdan çok
sağlam olmasa da, canlı insan portreleri sayesinde zevkle okunacak
bir roman. Bu kitaba bir de Askerler adlı, yirmi kadar sayfalık
bir öykü eklenmiş. Birlikte okunduğunda yazar hakkında daha iyi
fikir edinmek mümkün. Bu türden propaganda romanlarının moda
olmadığı bir dönemde yaşıyoruz belki fakat benim için bu yazının 1
Mayısa denk gelmesi hoş bir rastlantı oldu.
HALKIN İÇİNDE
Maksim Gorki
Çeviren: Mustafa Bale
Kavis Yayınları
2009
220 sayfa, 15 TL. |