Ana Sayfa

Hakkımızda

Kitaplarımız

Yazarlarımız

Etkinlikler

Basından - Söyleşiler

İletişim

 

 

 

 
 

 

Fatih Arslan (Cumhuriyet Kitap Eki)  (10 Aralık 2009)

İlhan Tarus’la Yeniden “Var Olmak”…



 

Belirsizlikler dünyasına itilmiş bazı sözcükler gün gelir tam adına uygun, tam zamanında yeniden açarlar ya hani işte Var Olmak o adın var olduğunu tekrar filizlenerek içten vefa borcunu ödedi. Sosyal gerçekçi kimliğin en dik savunucularından ve kimlik yansımalarından olan Tarus, böylece yeniden hayat buldu. Şinasi İlhan Tarus’un “Var Olmak”ı Kavis Kitap tarafından 1957 yılından sonra ilk defa yayımlandı. Belki adına yakışır bir zamanlamayla ve adına yakışır bir tuhaf (!) süreç içinde. Kısa bir zamanda üçlemenin diğer iki kitabının (Vatan Tutkusu, Hükümet Meydanı) da yayınlanması ile hem İlhan Tarus’un yine ve yeniden değerini kazanmasına hem de Türk Edebiyatı’nın vefasız (!) girdabından bir Türkçe aşığının bütün dinginliğiyle “Var Olmasına” umarım tanık olacağız.

Edebiyat düşüncesini sosyal gerçekçi bir algı ve sosyal aydınlanma vasıtasıyla yazma ediminin temeline oturtan sanatçı, dönemin Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele temini güzel bir alegorik ifadeyle bir “Var Olma” davası olarak görmüş ve aktarmıştır.  “Var Olmak”, Tarus için de kinayeli bir anlamlamayla, romancılığının kimlik kazandığı sürecin başlangıcıdır. Bu ve bundan sonrakilerin çoğu, romanı bir araç olmaktan öteye taşıyan ve estetik dil malzemesine yeni çağrışımlar yükleyen bir yapıdadır. Özellikle dil biçem özelliği kazanmış, “Tarus” olmuştur. Var Olmak, savaş paydası altında yürüyen sosyal ve bireysel çıkarların irdelenmesiyle oluşmuş bir yapıttır. İlhan Tarus’un Kurtuluş Savaşını anlatan romanlarının ilki olan Var Olmak’ta, Türk bağımsızlık savaşı yılları ve bu mücadele esnasında onlara yardım eden güç odaklarına karşı verilen savaş -Hamdi Bey’in kişisel zaaflarıyla birlikte - konu edinilir. Yazarın kurmaya çalıştığı vatan sevgisi ve kişisel çıkarlar dair dualite, romanın göndergesel fonksiyonunu da belirler. Tarus’un kahramanları genelde “taşıyıcı”dır. Üst anlatıcının/kurucunun sosyal, siyasal, bireysel göndergelerini taşımakla yükümlüdürler. Ancak Var Olmak’ın temel niteliği diğerlerinin aksine bireyselleşme sürecindeki bir kahramanın yaşam çizgisini oldukça objektif bir kimlikte sunmasıdır. Hamdi Bey’in yaşadıkları, yaptıkları, hataları, söylemleri küçük insanın zaaflarını da barındırır. O anlamda kahraman, idealist bir kimliğin ötesine geçerek adeta metinden bağımsızlığını ilan etmiş, üst kurucuya baş kaldırmış, kısaca ‘var’ olmuştur.

Var Olmak özelde Hamdi Bey’in, genelde ise Kurtuluş Savaşı’nda bir kasabanın ruhunda devinimlere yol açan özgürlük mücadelesinin vatanının bütününe dair protiplerini taşır. Hamdi Bey’in kişiliğinde de “idealist insan” ile “ideal insan”ın sorgulaması yapılır. Kahraman bu iki olguyu hem temsil eden hem de örseleyen bir yapıdadır. Çünkü yazar kahramanını idealistleştirmek yerine, onu olabildiğince gerçeğe yakın, kişisel zayıflıkları ve hataları olan bir kimlikte metne yerleştirmeyi tercih etmiştir. Roman özel anlamda Kurtuluş Savaşı teminden sıyrılıp bir anlamda Hamdi Bey’in yaşam sürecine/değişimine tanıklık eder hale gelmiş, getirilmiştir.

Duygusal yönelim, helezonik bir yapılanmaya giderek öncesini ve sonrasını da etkiler. Bu yüzden duygular/duygulanma bir alışkanlıktır. İnsan çoğu zaman duygularının edilgen bir alımlayıcısı, hatta pasivize edilmiş bir kurbanı olmaktan öteye geçmez. Pasivize kılınmış bir varlık duygularla anlamlanabileceği gibi yok da olabilir.“Bu yer, bu katı taşlar, karış karış, tane tane müdafaa edilmeli... Her karışın ortasında, her taşın dibinde, bir gövde serilmeli yere... Dudakları gülmeli son nefeste... Vatanım için öldüm, diye nara atmalı...” Ama aslolan kendi içine kıvrılan varlığın yeniden dirilmeye dair taşıdığı ortak nefestir.

Evet, yeniden “Var Olmak”, yeniden bize dairlikleri toprağı vatan yapanları hatırlamak ve yeniden Tarus’u okuyabilmek. Başarılı ve orijinal bir Kurtuluş Savaşı panoraması. Dileriz diğer eserleriyle Tarus, hatırlanması gerekenler adına Türkçemizin ruh evreninde estetik örneklemeleriyle hep var olur.

 

    Copyright (C) 2009, Fedai Çakır